Tarih / Sıra: 29.12.2020 / 104
Fikrin Alanı: İnsan Kaynakları
Fikrin Sahibi: İbrahim Hakan YILMAZ

Kaynak Azalır, Kıymet Artar

Kendime sürekli sorduğum bazı zor soruları sizlerle paylaşmak isterim. Çoğunun, belki tamamının cevabı size basit, aşikar ve net gelecektir. Verdiği insani yanıtlarla, attığı adımların uyumunu sürekli gözetenler ve her gün gelişim gösterenler, özbilinç ve özfarkındalıklarını geliştiren güzel insanlar olsa gerek.

Bilgi ve tecrübe, başkalarına karşı kullanılacak silah mıdır, yoksa fayda üretmek için paylaşılacak kaynaklar mıdır? Toksik kültürlerin olduğu ortamlarda, toksik yöneticilerin elinde silaha, sağlıklı kültürlerin olduğu ortamda kıymet bilen yöneticilerin elinde paylaşılacak kaynaklara dönüşürler.

Toksik kurum kültürlerinin olduğu yerlerde insanlar iş bilgisi ve beceride üstünlüklerini, ekibindekileri yıkıp geçerek, özgüvenlerinin yıkılacağını umursamadan ekibinin içinde onu yerin dibine sokarak ispat ederler. Sağlıklı kültürlerde insanlar iş bilgisi ve becerilerini üstünlük ispatı için değil, ekibini yetiştirip geliştirmek için, her zaman yanlarında olmak ve destek vermek için, sıra dışı başarılı olacakları yolda onlara rehberlik etmek için kullanırlar. O halde en temelde her şey önce kendimizle başlıyor…

Bizler iş yapıp değer üretmek için yaratıldık. Çalışanlarımıza vermeden onlardan alabilir miyiz? Çalışanlarımıza insanca davranmadan, işi nasıl yapacaklarını doğru düzgün öğretmeden, aklıyla bilgisiyle katkı sağlamasına imkân tanımadan, ekibiyle tanıştırıp uyumlaştırmadan, başarılarını takdir etmeden – onlara teşekkür etmeden – onlardan disiplin, odaklanma, verimlilik, performans, gelişim, sonuç bekleyebilir miyiz?

Biz insanlar ilgi ve sevgiden yaratıldık. Çalışanlarımıza işe başlarken sıcak bir gülümseme ile gözünün içine bakıp selam vermeden, o daha söylemeden bir derdi olduğunu fark edip derdini meramını anlamadan çözmeden, hem fiziksel hem psikolojik olarak güvenli bir iş ortamı sağlamadan, onu yetiştirip geliştirmeden, kendisine – yaptığı işe – fikirlerine-önerilerine değer vermeden saygı duymadan, yasalardan doğan haklarını tam teslim etmeden kurumumuzla güçlü bağlar kurmasını ve sadakat göstermesini bekleyebilir miyiz?

Empati, sabır, anlayış, tolerans, saygı, dürüstlük, samimiyet, güzel ahlak… Bunları çalışanlarımızdan her zaman beklemeye hakkımız varken; onlardan daha güçlü bir pozisyonda olmak onlara göstermede keyfi hareket etme hakkını bize verir mi?

Çalışanlarımıza güzel olanı söyleyip, güzel davranırsak, kendi benliklerimiz için güzellik sergilemiş oluruz. En güzel olan neyse, çalışanlarımıza onu söyleyebilir miyiz? Hata yapsalar da, yanlış yapsalar da, insani değerlerimizden taviz vermeden, onlara insanca yaklaşabilir miyiz?

Çalışanlarımızın yapabileceği yanlışları baştan en güzel tavırla yaklaşarak önleyebilir miyiz? Yaptıkları hatalara en güzel tavırla karşılık vermek suretiyle çalışanlarımızı geliştirebilir miyiz?

Akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve vermeyi öğütlerken; başarmak isteyen imkân bulamayanın, nasıl yapacağını bilmeyip öğrenmek isteyenin, özgüveni zedelenmiş olup iş yapmada tereddüt edenin, yetenek ve potansiyelinin farkında olmayıp sıradan işler yapanların en güzel yolla elinden tutup ayağa kaldırabilir miyiz? Bilgi ve tecrübemizi infak edebilir miyiz? Olabileceklerinin en iyisi olmaları yolunda sabırla onlara yol gösterebilir miyiz? Bir mum, bir başka mumu yakmakla ışığından bir şey kaybeder mi? Bir başka mumu yakarken, en temelde niyetimiz nedir?

Ancak bireysel dünyalarımızda gereken değişimleri yaptığımız sürece, şirket ve toplum olarak değişir ve gelişiriz. Kurumlarımızda çalışan insanlar tükenecek kaynaklar mıdır, yoksa kıymetleri bilinecek en değerli varlıklarınız mıdır? Yapacağımız tercih, alacağımız sonuçları kökten değiştirme potansiyeline sahip…

İbrahim Hakan YILMAZ | Grup İnsan Kıymetleri Direktörü | BHM Otelcilik A.Ş(BarutHotels)

Copyright 2021 DD Değişim Dinamikleri Yönetim Merkezi A.Ş. Tüm hakları saklıdır.
Haftalık Yayın Listemize Kayıt Olun