Tarih / Sıra: 05.03.2015 / 001
Fikrin Alanı: Yönetim
Fikrin Sahibi: Prof. Dr. Halil Zaim

İNSAN ODAKLILIK

Türkiye’de iş dünyasına bakıldığında son yıllarda dünya ile entegre olma yolunda önemli adımlar atıldığı görülmektedir. Bu çerçevede verimlilik ve kalite konusunda kayda değer bir gelişme gösterdiğimiz söylenebilir. Ancak insan odaklılık konusunda kat etmemiz gereken çok mesafe olduğunu düşünüyorum.

Halbuki işin insani ve ahlaki tarafı bir yana bilgi ekonomilerinde üretilen değerin büyük ölçüde insan üzerinden üretildiği düşünüldüğünde insanı merkeze almadan yenilikçi ve öğrenen bir kurum olmamız mümkün olmayacaktır. Zira sürdürülebilir rekabet elde etmek için düzenli biçimde bilgi üretmek, bu bilgiyi etkili biçimde paylaşarak ve kuruma mal ederek söz konusu bilginin irfana dönüşmesini sağlamak gerekmektedir. Bilindiği gibi irfan doğru bilgiyi doru zamanda ve doğru yerde kullanma kabiliyeti olarak tanımlanabilir. Bu sebeple sahip olduğumuz bilgi kaynaklarını doğru biçimde kullanarak bu bilginin kararlara, ürün ve hizmetlere, tutum ve davranışlara yansımasını sağlamak tüm kuruluşlar için en önemli amaçlardan biri olmalıdır.

İşte söz konusu bilgiyi üreten, kullanan ve irfana dönüştüren insandır. Bu sebeple bilgi ekonomisinde sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmenin yolu insanı merkeze almaktan geçmektedir.

Diğer yandan çalışanlarımızı memnun etmeden müşterilerimizi memnun etmemizin de mümkün olmayacağı üstelik hizmet sektörü ve bilgiye dayalı sektörlerde bu ilişkinin daha güçlü ve hızlı olduğu da unutulmamalıdır.

Bütün bu anlatılanlar insan odaklılığın ekonomik faydalarından sadece bir kaçıdır. Ancak insan odaklılığın esas gerekçesi üretim faktörlerinde insanın mukayeseli değerinin artmış olması değil insan olmanın getirdiği sorumluluk duygusudur. İş hayatında tüm paydaşların huzurlu bir ortamda iş yapması, mutlu ve başarılı olabilmeleri ancak güzel insanlarla mümkündür. Gerek toplumlar, gerek kuruluşlar için başarının altın anahtarı insan faktörüdür. Bu sebeple iktisadi faaliyetlerde insan unsurunu ihmal ederek, özellikle de insanın maddi özellikleri ile birlikte manevi özelliklerini, ruh ve his dünyasını görmezden gelerek istikrarlı, kalıcı başarılar elde etmek mümkün olmadığı gibi dengeli bir iktisadi yapıya ve huzurlu bir topluma sahip olmak da düşünülemez. Zira, uzun vadeli, istikrarlı başarılar ancak “güzel insanların” gayretleri ile elde edilebilir.

Copyright 2021 DD Değişim Dinamikleri Yönetim Merkezi A.Ş. Tüm hakları saklıdır.
Haftalık Yayın Listemize Kayıt Olun