Sorumluluk

Sanırım bir çoğumuz bu konuyla dertli veya şikayetlerimizin, eleştirilerimizin çoğunu sorumsuzluk oluşturuyor. Sorumluluk nedir?

Herhangi bir olgu (olay) karşısında, eğer birey sahip olduğu duygu, düşünce yada bunların sonucu olan davranıştan dolayı başkalarının etkilendiğini fark edip ifade ederse ve bunlarında kendisine ait olduğunu kabul ederse bu konuda sorumluluğu üstüne almış  demektir. Sorumluluk kavramı duygu/düşünce, davranış, fark etme, ifade etme, kabul etme, öğrenme kavramları ile çok yakından ilişkilidir.

Bizim kültürümüzde sorumluluk kavramı erkeklerin sadece askere gitmeleri ile, hanımların ise evlenmeleri ile kazanılır. Hatta halen geçerliliği olan askere gitmeyen erkeğe kız zor verilir. Askere gittiğinde artık tabiri caiz ise adam olmuştur.

Çocukları çok severiz ve sorumluluk sahibi olmalarını isteriz. Bu konuda benimle ilgili bir anıyı paylaşmak istiyorum:

Kızımın özel bir durumuyla ilgili psikoloğu ile konuşuyorduk. Kişiliğinin oluşumuna katkıda bulunsun diye masada ona da sandalye ayırmamızı, onun da yerinin olması gerektiğinden söz ediyordu. ( varsın-önemlisin- değerlisin vb. İhtiyacı için)

Daha sonrada sorumluluk kavramını öğrenmesi için kurarken onu da bu işe dahil etmeyi, ondan yardım isteyip tabağı, çatalı taşıtmayı söyledi. O gün bütün tabaklarımın kıymetli olduğunu ya kırılırsa ne olacak diye, taşıyacağı çatal, bıçağında çocuğa zarar vereceğini düşünmeden edemedim. Tabii bunu doktoruyla paylaşamadım. Zamanla doktorun önerilirine daha da fazla önem verdiğim için bu yolculuğa çıktığımızı düşünüyorum. Evde muhakkak çocuğuma taşıtacağım, ondan yardım isteyeceğim, görev vereceğim işler var. Çatal, bıçak eline vermekten korkuyorsan kaşık da mı yok çevrende, kaşık ver o zaman. Bunları yaptırdıkça çocuğun kendisine güveninin de geldiğini gördüm. Yani bir taşla kaç kuş vurduk. Zamanla sorumluluk kavramının kızımda oluşmaya başlamasını görmek beni memnun ediyor. Çünkü hayat onun için daha önem kazanacak. Eğer bunları onunla paylaşamasaydım, “ sen taşıyamazsın” dediğimde onun onurunu kıracaktım. Tabağın yerine yenisini koyabilirdim ama onurunu tamir edemezdim.

Bir hafta sonu bir söyleşiye gitmek üzere İstanbul dışına çıkmam gerekti. Gideceğim kurum bir araba göndererek beni aldırtmıştı evimden istemişti. Çok da hoşuma gitmişti ama bunun sürekli böyle olmayacağını, ama şu anın hazzını, keyfini çıkarmam gerektiğini biliyordum. Gittik, gayet güzel bir yolculuk oldu ve yararlı bir söyleşi de olduğunu söylersek bir kompleks olmasa gerek. Ben de onlardan çok şey aldım. Burada beni etkileyen önemli bir husus da Şoför Mustafa Bey’in dönüşte evimin önüne geldiğimizde kurumdaki amirini arayarak beni sağ sağlim bıraktığını haberdar etmesiydi. Ne güzel bu konuda Mustafa Bey’in sorumluluğunu alması, paylaşması.

Sorumluluk kavramıyla ilgili bir diğer bilmemiz gereken husus da sorumluluğun yalnız yaptıklarımızdan  dolayı olan şeylerden değil, yapmadıklarımızdan da doğabileceğidir. Önemli husus burada karşımıza çıkmaktadır. Yapmadıklarımızdan da sorumluyuz. Bununla çok yakından ilişkili kavram hatanın paylaşılması, hatanın sorumluluğunun alınmasıdır. Yani bizim sınırlarımız içindeki şeylerden sorumluluklarımız devam ediyor.

Bu konuda yine seminerimle ilgili bir anımı paylaşmak  istiyorum: “Sorumluluk ve ilişkiler” başlıklı seminerimde sorumluluk kavramlarından bahsettim. Daha sonra bana gelen bir soru üzerine bunun çocukluktan itibaren öğrenilmesi gerektiği konusuna değindim. İçlerinden pek çoğu bana “asıl bu seminerde biz değil çocuklarımız olmalı” dedi. Anladım ki mesaj tam gidememiş. Çünkü çocuk yetiştirme konusu, her ne kadar düşüncede daha çok anneye vakfedilmişse de bundan babanın sorumluluğu asla ihmal edilmemelidir.

Bu anım bana ebeveynlerden birisinin genellikle annelerin çocuğu çok fazla sahiplenme sonucu babanın çocuk üzerinde yetiştirme  hak ve görevlerini  görmemesini, kullanmamasına ve sorumluluğu paylaşmamasına neden olmasını göstermiştir. Tabii buda o çocuğun yetiştirilmesinde onun yarınki başarılarında güvensizlik, eksiklik, başarısızlık demektir. Sorumluluk kavramı fakültelerde yönetim, işletme derslerinde veriliyor. Öğrenci işe girdiğinde iştekiler tarafından ilk gördüğü, model aldığı şey sorumluluğun iyi bir şey olmadığı, ateşten bir top olduğu, eline düşenin topu hemen karşısındakine attığıdır.

Eğer çocukken başlanan bir sorumluluk bilinci aşılanmamış, geliştirilmemiş ise… Oysa eğer yaşadığımız hayattan bir şeyler elde ekmek istiyorsak yaşantımızı ve zamanımızı  ayırdığımız işlerle ilgili sorumluluğu üzerimize almalıyız.

Sorumluluk paylaşıldıkça olumlu hale gelir. Aynı sinerji gibidir. Sorumluluğa acı bir kızgın top gibi bakanları gördükçe bu beni üzüyor. Benimde bunda payım var diye düşünüyorum. Çünkü hayatın anlamı orada saklı. Hayatta mutlu olmayı uzaklarda arayanları gördükçe de üzülüyorum. Onu uzaklarda aramayınız. O sizde saklı.

Son söz… Lütfen çocuklarınızın sorumluluk almaları için, adam olması için askere gitmesini , çalışmasını yada evlenmesini, beklemeyiniz. Eğer bir kişi askere gitmiyor, evlenmiyor, çalışmıyorsa söyler misiniz bu kişi ne zaman adam olacak?

Prof. Dr. Canan ÇETİN