Yenilikçilik (İnovasyon)

Yenilikçilik, Latince yeni bir ürün yapmak veya servis geliştirmek anlamına gelen “innovare” sözcüğünden türetilmiştir. Süreç olarak yenilemeyi, sonuç olarak yeniliği belirten yenilikçilik (inovasyon), OECD literatürüne göre “pazarlanabilir bir düşünce, ürün ya da hizmeti, yeni ya da geliştirilmiş bir imalat ya da dağıtım yöntemine, bir toplumsal hizmet yönetimine dönüştürmek”tir. Yenilikçilik büyümek için en iyi yoldur. Yenilikçiliğe hız vermeyenler yok olmaya mahkumdurlar. Yenilikçi firmalar, çevresinde etki yaratan firmalardır. Samsung, Toyota, Apple, Nokia, Beko ve benzerleri… Bu işletmelerin stratejik açıdan nerede olduklarını bilmeleri, çok iyi bir içgörüye sahip olmaları, işbirliğine önem vermeleri, süreçlerini hızlandırabilmeleri ve yenilikçiliğin en üst düzeyde yönetici tarafından bilinip varsayılmasıdır. Yenilikçilik, tasarımda, üründe, hizmette, pazarlamada, satışta, satış sonrası destekte, tekrar tasarlamada ve üründe sürdürülebilir bir başarı öyküsüdür.

Belirsizliklerle dolu iş dünyasında belirsizliği aşmanın yolu “yenilikçilikten” geçer. Yenilikçilik, müşteri tatminine yönelik yeni kaynaklar yaratmak demektir. Yenilikçi pazarlama stratejileri işletmelere yarışta üstünlük elde etmek için, farklı çözüm ve uygulamaları hayata geçirebilme olanağı sağlayabilmektedir. Küreselleşen iş dünyasını derinden etkileyen kavramların başında değişim olgusu ve süreci yer almaktadır.Kurulmuş işletmelerde idareciler genellikle yenilik istediklerinden bahsederler. Fakat asıl problem bu yeniliğin kim tarafından yapılacağıdır. Yeniliğin gerçekleşmesini zorlaştıracak türlü engeller mevcuttur. Bunlardan en bariz olanı işletmelerde yapılan performans değerlendirmeleridir. Günümüzde artık firmalar sadece planlar görmek istemiyorlar, aynı zamanda bu planları gerçekleştirebilecek idareciler istiyorlar. Firmalar genellikle mevcut sistemde kendilerinden beklenilen görevleri yerine getiren yöneticileri ödüllendirirken, onların gerçekleştirmeyi düşündükleri değişikliklerde aynı tavrı göstermiyor ve hatta cesaretlerini kırıyorlar. Örneğin işletmelerde uygulanan kota sistemleri, çalışanların yaratıcılığının ve değişim çabalarının önünde çok büyük bir engel olarak durmaktadır. Yeni kurulan şirketler yaşayabilmek için bünyesindeki kültür çatışmalarını ve çelişen gündemlerini nasıl yapılandırmaları gerektiğini iyi belirlemek zorundadır.  Şirketlerde farklı birimler arasındaki bağların zayıf olması, bunun yanısıra ayrımların çok belirgin ve keskin olması, liderlik vasıfları zayıf yöneticilerin bulunması ve iletişimin azlığı yenilikçiliği engellemektedir. Şirketlerin insan kaynaklarına az değer biçmeleri ya da az yatırım yapmaları çok yaygın bir hatadır. Üst düzey yöneticilerin işe alımlarında, genellikle teknik yönü kuvvetli insanlar tercih edilirken, onların lider özelliklerine pek bakılmamaktadır. Teknik yönü kuvvetli bu yöneticilerin bazıları iletişim yönünden zayıf olabilirler. Dolayısıyla her iki özelliği de güçlü olan insanların yönetim kadrolarında bulunmaları şirketlerin dinamik iş dünyasında varlıklarını ve büyümelerini sürdürebilmeleri için avantaj sağlayacaktır.

Yenilikçilik sosyal bir olgudur ve gerçekleşmesi işbirliğine dayalıdır. Çalışanlar arası iletişimin güçlenmesi, farklılıkların avantaja dönüşmesine ve örtülü bilginin açığa çıkmasına yol açacaktır. Bu noktada bilgiyi yönetmenin önemini kavramak gerekir. Bilgi yönetiminin öğrenmemize,  işbirliği yapmamıza ve yenilik yaratmamıza katkısı yadsınamayacak kadar fazladır. Kayıt altına alınmamış bilginin takım içinde paylaşılması ve geliştirilmesi yaratıcılığın ve değişimin artmasını hızlandıracak ve özellikle araştırma-geliştirme faaliyetlerinin daha kısa zamanda ve etkin bir şekilde yapılmasına neden olacaktır. Zamanın bir işletme için para olduğu gerçeği hatırlanacak olursa, iletişimin önemi bir kez daha kendini gösterir.  İşletmelerin yaptığı en önemli hatalardan bir diğeri yeni başlayan veya sonuçlanmaya yakın projeler için içerden yönetici atamak yerine şirket dışından yöneticileri transfer etmektir. İşletmeler yürütülen projeler için çoğu zaman farklı bölümlerden çalışanların da yer alabileceği kompozit takımlar oluşturmalı ve başarı ile sonuçlanacak projelerin sayılarını ve motivasyonu artırmak, yenilikçi görüşleri ortaya çıkarmak amacıyla proje çalışanlarını terfi veya teşvik sistemleriyle ödüllendirmelidirler. Yenilikçi kişiler çalışırken izole edilmekten hoşlanmazlar. Onun yerine düşüncelerini paylaşmak, toplantılarda tartışmak ve destek almak isterler. Çalışma grupları içerisinde başkalarının karşı çıkışlarını önlemek için gizli tutulan projeler çoğu zaman ölü doğarlar. Çünkü, karşı görüşler tarafından güçlendirilmeyen bir proje çoğunlukla zayıf ve eksik tamamlanmış projedir. Yenilikçiliği gerçekleştirmenin dört temel yolu vardır; Strateji, Süreç, Yapılanma ve Beceri. Strateji: Şirketler yeniliği 3 aşamalı bir piramit olarak düşünürlerse, piramidin en üstünde gelecek için düşünülmüş ve aslan payını alan büyük yatırımlar vardır. Ara kademede orta vadeli düşünceler ve en altta da küçük yenilikler vardır. Her yenilik çokkapsamlı olmak zorunda değildir. Çok sayıdaki küçük yeniliklerde büyük kazançlara sebep olurlar.

Firmalar kazanç sağlayabilmek için sadece yeni ürün geliştirmeye odaklanmamalıdırlar; pazarlama, finans, üretim ve dağıtımdaki yenilikler ve gelişimler işlerin daha etkin ve verimli yürümesine ve büyük miktarlarda tasarruf sağlanmasına neden olacaktır. Süreç: Planlama ve kontrol sistemlerinin ve tüm süreçlerin esnekliğinin artırılması, sıkı kontrollerin azaltılması yenilikçiliğin önündeki ciddi engellerin kalkmasını kolaylaştırır. Firmalar planlardaki sapmalara karşı daha müsamahakâr olmalıdırlar. Firmalar, yenilikçiliğe ve yaratıcılığa olanak sağlamak ve geliştirmek için bütçelerinde özel fonlar oluşturmalıdırlar. Bu fonların paylaşımı ve yönetimi esnek bir şekilde yapılandırılmalıdır. Yapılanma: Çoğu şirketlerin mevcut işlevsel örgüt yapıları, operasyonel çalışma için tasarlanmıştır ve bu çalışmada yeniliğe yer yoktur. Yenilik yapmayı ayrı örgütlemek, özgür politikalar ve pratikleriyle bütünleştirmek gerekir. Yenilikçilik bütünselliği gerektirir. Dolayısıyla buna uygun bir yapının ve çalışma gruplarının kurulması gerekir. Firmalar, proje ve süreçlerdeki resmi kontrolleri azaltırken, yenilikçilik çabalarını artırmak için çalışanlar arasındaki ve iş süreçleri arasındaki bağları sıkılaştırmalıdırlar. Beceri: Firmalar proje takımlarını oluştururken farklı işler hakkında bilgisi olan çalışanları bir araya getirmeyi denemelidirler. İş rotasyonu ve iş zenginleştirilmesi çalışanların yenilikçi yönlerini geliştirmelerine ve kariyerlerinde daha iyi noktalara gelmelerine olanak tanıyacak, böylece öğrenme hali bir süreklilik kazanacak ve çalışan memnuniyeti ve dinamizm artacaktır. Bütün bu çalışmaların yanında firmalar çalışanlarının liderlik vasıfların geliştirmelerini sağlamak için onları eğitimlerle desteklemelidirler.

Prof. Dr. Sami ERCAN