Y Jenerasyonu ve Yeni Kariyer Kültürü

Y Jenerasyonu, 1980’li ve 90’lı yıllarda doğan ve işgücü piyasasına 2000’li yılların ikinci yarısından sonraki dönemde girmeye başlayan nesli tanımlamaktadır. Bu yeni nesil, “İnternet kuşağı” veya “Milenyum gençliği olarak” da adlandırılmaktadır. Yetişme dönemleri nedeniyle Y Jenerasyonunun kendisinden önceki kuşaklara göre, farklılaşmaya daha fazla önem atfettiği, global nitelikli hızlı yaşam kültürünü içselleştirdiği ve teknolojiyi bir yaşam tarzı olarak benimsediği görülmektedir. Nitekim, veriler SMS yoluyla iletişimin %74’ünün bu Jenerasyona mensup bireyler arasında gerçekleştiğini göstermektedir. Benzer biçimde ABD’de Y Jenerasyonunun %91’i internet kullanıcısı konumdadır, oysa ülke genelinde bu oran ortalama %32 seviyesinde kalmaktadır.

Y Jenerasyonunun yaşam tarzındaki farklılık çalışma kültürü ve kariyer tercihlerine de yansımaktadır. Geçmiş kuşaklardan farklı olarak Y Jenerasyonu, pozisyon unvanından ziyade işte deneyim kazanarak gelişmeye öncelik vermekte, rutin (08:00 – 17:00 mesaisi) çalışma programları yerine daha esnek olabileceği ve daha rahat çalışabileceği iş modellerine yönelmektedir. Y Jenerasyonu işi bir yaşam tazı olarak benimsemekte, gerektiğinde çok erken saatte işine gidebilmekte veya çok geç saatlere kadar çalışma sorumluluğu gösterebilmektedir.

Y Jenerasyonunun kariyer tercihleri de diğer nesillerden ciddi biçimde farklılaşmaktadır. Hedeflere dayalı kariyer ve yüksek başarı beklentisi bu neslin temel motivasyonudur. Asansör tarzı yani aynı şirkette uzun yıllar çalışarak yukarı doğru yükselmeyi temel alan kariyer rotası, Y jenerasyonu için geçerli değildir. Z kariyer rotası yani şirketler arasında geçişlerle deneyim kazanma ve fark edilmeye odaklı bir yükselme stratejisi ön plana çıkmaktadır. Bu açıdan, sadakat kavramı, Y Jenerasyonu için işe karşı duyulan psikolojik bağlılığı ifade ederken, örgütle ilişkisini bu kavramla tanımlamak yerine profesyonel bir zeminde kurgulamaktadır.

Y Jenerasyonu, yaratıcı fikirlere önem vermekte, yeniliği ve inovasyonu teşvik eden sektör ve işlere yönelmektedir. Yeteneklerini sergileme, bunları geliştirme ve etkin şekilde kullanma isteği Y Jenerasyonu için kariyer rotasının belirleyici değişkenleridir. Böyle bir anlayış, yüksek düzeyde bir esnekliği gerektirmektedir. Bu nedenle önceki nesillerin aksine Y Jenerasyonu otorite figüründen hoşlanmamakta, itaat kültürünü ret etmektedir. Bu olgu, ast-üst etkileşimine dayalı yönetim anlayışını da değişime zorlamaktadır. Ekip liderliği anlayışı ve koçluk tarzı tutum ve davranışlar, Y Jenerasyonunun iş ortamındaki performansını çok daha fazla destekleyici olacaktır. Talimatlara, korkutmaya ve zorlamaya dayalı yönetsel teknikler, Y Jenerasyonu için geçerli değildir. Aksine, ekip üyesi olmayı, hedef odaklı çalışmayı ve ödüllendirmeyi esas alan stratejiler, pozitif karşılık bulacaktır. Özellikle inisiyatif alanının ve yetki devrinin daha geniş tutulduğu örgütler, Y Jenerasyonu için daha mutlu ve kabul edilir bir çalışma ortamı sağlamaktadır.

Prof. Dr. Tekin Akgeyik
İ.Ü. İktisat Fakültesi