Kriz İnsana Yatırımı Yok Etti

Ülkemiz büyük bir ekonomik kriz yaşıyor. Esasında globalleşen Dünya global krizin kucağına düştü. Yakın geçmişin sanayi ve bankacılık devi Japonya’da ekonomik parametreler bir yıl içerisinde büyük olumsuzluklar göstermeye başladı. ABD 11 Eylül’den önce durgunluğu yaşarken, ihtiyar dünyanın yeni miladı sayılabilecek 11 Eylül 2001 den itibaren 1929 buhranından sonraki en büyük durgunluğu yaşamaya başladı. Büyük şirketler kapanmaya, yüz binlerle ifade edilen çalışanlar bir gecede işsiz kalmaya başladı. Tüm bu gelişmeleri değerlendirdiğimizde Ülkemizde yaşanan krizin derinleşme ihtimali düşünülmeye başlandı. Yaşanan kriz, kaynakların etkin kullanımını sınırlamaya, yılların birikimini bir bir yok etmeye başladı.

Hangi TV kanalını açarsak açalım, kapanan işyerlerini, birikimini kısa sürede tüketen işadamını, ülkenin birikiminin yok olmaya başladığını anlatan haberleri dinliyoruz, görüyoruz. Yazılı ve görsel basında demeç veren yatırımcılar ve yöneticiler parasal kayıplarını çok yönlü anlatıyorlar. Bunu yapıyorlar da “insana yapılan yatırımın yok olduğunu anlatanı görmedim” dersem sanırım yanlış bir teşhis yapmış olmayacağım.

Son on yıl içerisinde iş hayatında yöneticilerin dilinden “insan kaynağı” veya “insana yatırım yapma” kavramı düşmedi. İşletmelerde bir eğitim rüzgarı, hatta fırtınası esti. Büyüklü küçüklü her işletme elemanlarını eğitmek ve geliştirmek adına küçümsenmeyecek harcamalar yaptı. İşletmelerin organizasyonlarında değişiklikler oldu, müdürlerin arasında insan kaynakları müdürlüğü yerini aldı. Personelcilik itildi, insan kaynakları bölümlerinin bir bakıma önlenemez yükselişi desteklendi. Üzülerek belirtiyorum ki, bazı işletmelerde bordro düzenlemeyi bilmeyen, ücretlendirmenin mantığını kavrayamayan insan kaynakları müdürleri ortaya çıktı. Bazı işletmelerde insan kaynakları müdürlüğünün müdür, müdür yardımcısı, insan kaynakları uzmanları ve sekreterlerinden oluşan kadroları pazarlama veya muhasebe-finans kadrolarının sayıca önüne geçti. Her işi bilen, alınan her karara katılan insan kaynakları müdürleri türedi. Bu müdürlükler çok çalıştılar, adları lüks, içerik olarak üniversitelerde verilen eğitimlerle yarışan eğitim çalışmaları yaptılar. Bir ara insan kaynakları danışmanlığı veren kuruluşların sayısı bakkallarla yarışır hale geldi. Bazı işletmeler kişi başına yaptıkları eğitimleri anlatarak insana yaptıkları yatırımı anlata anlata bitiremediler.

Eskilerin dediği gibi “denizler dalgalanmadan durulmaz.”  İnsan kaynaklarına yatırım denizleri dalgalandı, zamanla durulmaya başladı. Bir zamanlar eğitimden eğitime koşan, ne için eğitim yaptığını bilmeyen uygulamacılarının yanı sıra, bu alanda doğrunun ne olduğunu düşünmeye başlayanlar ortaya çıkmaya başladı. Eğitimi bir salona doldurulmuş çalışanlara lüks ve ülke gerçeğine uymayan laflar etmeyi sanan eğitim uzmanları, insan kaynakları yöneticilerinin yerini “yaptığımız eğitimlerin çalışanların başarısını nasıl etkilediğini” sorgulamaya başlayanlar almaya başladı. İşte tam bu sırada bahanesi “başbakanın önüne atılan anayasa” olan ekonomik kriz patladı.

Bu kriz işletmelerin küçülme sürecini başlattı. İşten çıkarmalar, ücretsiz izinlerle işten ayrılmayı teşvik edici davranışlar başladı. Eğitilen, eğitimden eğitime koşturulan işçiler, ustalar, uzmanlar işten çıkarıldı. Artık sokaklarda katıldığı eğitimler için kendisine verilen “katılım belgeleri” dosyaları dolduran işsizlerimiz oldu. Kısacası yeni bir çarpıklık başladı. Çalışanların eğitimine küçümsenmeyecek harcamalar yapıldı, sözde çalışanların nitelikleri geliştirildi, sonra da niteliğine bakılmadan kendilerine çıkış kapısı gösterildi. Yaptığım bir araştırmanın bulgularına göre organizasyonlar yeniden değişiyor. Bazı işletmeler insan kaynakları müdürleri ve uzmanlarını işten çıkarıyor, bu bölümleri bir bakıma kapatıyor. Artık ne eğitim var, ne de efsunlu başlıklar altında düzenlenen eğitimler. Kriz, insana yatırımı yok etmeye, yapılan yatırımları da boş birer belge haline getirmeye başladı. Dileğim, bu kayıplardan dersler çıkarmamız, belge yerine uygulanır bilgi kazandırmaya dönük çalışmaları gelecekte yapmayı düşünmemizdir. Krizin olumsuz sonuçlarını olumluya çevirmek için gereksiz modaların peşine takılıp zaman ve para kaybetmek yerine, ihtiyaca uygun çalışmaları planlama çalışmalarına şimdiden başlamalıyız.

Prof. Dr. İlhan ERDOĞAN
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
Öğretim Üyesi