Kalıcı Büyüme için İnsan ve Sistem Yatırımı

Türkiye’de kurumsal şirket deyince insanların aklına gelen tanımlardan birisidir; Büyük Şirket. Birçok kişi kurumsal bir şirkette çalışmak istiyorum derken, zihninde aslında büyük ölçekli işletmeler vardır. İşletmelerin büyümesi için kurumsal bir yapıda olmaları şart değildir. Ekonomideki birçok örnek, kurumsal bir yapıda olmayan kurumların ciddi ölçeklere ulaşabildiklerini göstermektedir. Fırsatları iyi gören, başarılı stratejiler belirleyen, doğru zamanda doğru kararlar alan, sektörün ve ekonominin olumlu rüzgarından faydalanan, gayretli ve nitelikli profesyonellere denk gelen birçok işletme kurumsal yapılarını olgunlaştırmadan büyüyebilmektedir. Bu açıdan baktığımızda kurumsallaşma ile büyümenin tam olarak doğru orantılı olmadığını, büyümek için kurumsallaşmanın ve kurumsallaşmak için büyümenin gerekli olmadığını söyleyebiliriz. Fakat bu tespiti şu şekilde tamamlamak kritiktir; Büyümenin ve gelinen ölçeğin sürdürülebilirliği için kurumun insan ve sistem olarak da büyümesi şarttır.

İnsan kaynağı açısından değerlendirdiğimizde, özellikle hızlı büyüyen kurumların profesyonel çalışan niteliğinde aynı nitelik ve nicelik büyümesini göstermediğini görebiliyoruz. Nitelik boyutunda makine, bina, marka ve yazılım sistemlerine yapılan yatırımlar insan kaynağına yapılmamakta, eğitim ve gelişim programlarına ayrılan bütçeler aksine yatırım süreçlerinde kısılmakta, ihtiyaç duyulan kadrolar zamanında oluşturulmamakta, ölçeğin getirdiği iş yükü iyi analiz edilememekte ve nicelik olarak da yeterli insan kaynağı istihdam edilmemektedir. Bu durum insan kaynağının firmaya göre geride kalmasına ve sonrasında firmayı kendi ölçeğine doğru aşağı çekmesine neden olmaktadır. Oysaki geçmişte öz sermaye ile çalışılan bir işletmede 50 milyon TL finansal ölçeği yöneten finans kadrosu ile mevcut durumunda %75 dış sermaye ile çalışan bir işletmede 500 milyon TL ölçeği yöneten finans kadrosu aynı olmamalıdır, farklıdan kastımız kişi olarak değil nitelik olarak farklı olmalıdır. Aynı şekilde üretimden, bilgi sistemlerine, ar-ge den pazarlamaya ölçek büyüdükçe ve kurum lig atladıkça profesyonellerin de doğal olarak yeni ölçeğe uygun liyakatte olması önemlidir. Bu süreçte kurumların yapması gerekenler; büyüme sürecinde çalışanları eğitim ve gelişim yatırımı ile desteklemek, yeni istihdam edilen personelin sürekli olarak firmanın ölçeğinin bir tık ötesinde olmasına önem vermek, eğitim ve gelişime cevap vermeyen çalışanları ise uzun süreler kurumda tutmamak, norm kadro analizleri ile ihtiyaç duyulan niceliği iyi tespit edip istihdam etmek, ölçeğin ihtiyaç duyduğu organizasyonel gelişimi de sağlayarak insan kaynakları, bilgi sistemleri, ar-ge, iç denetim, kalite, iş geliştirme, pazarlama ve kurumsal iletişim gibi aslında her ölçeğin ihtiyacı olan ancak büyüdükçe ihtiyacın daha da bariz hale geldiği alanlarda nitelikli istihdamlar yapmaktır. Öte yandan çalışma şartlarının da firmanın ölçeği ile doğru orantılı olarak iyileştirilmesi firma çalışanlarının eğitim, gelişim ve sahiplenmesine destek verecek, firmanın kazancına haset ile değil onur duygusu ile bakmasına vesile olacaktır.

Doğru sistem, doğru insana etkin katkı sağlaması için zemin oluşturur, yanlış insanın yanlışlarını engeller ve zaman içerisinde sistemin dışında kalmasını sağlar; yanlış sistem ise doğru insanın katkısını engeller ve zaman içerisinde demotive olarak sistemin dışında kalmasını sağlar, yanlış insanın yanlışlarına imkan tanır hatta doğru insanmış gibi görülmesi için illüzyon oluşturur. Kurumsal sistemler her ölçeğin ihtiyacı olmakla beraber, eksikliği büyük ölçeklerde çok daha yoğun bir şekilde hissedilmektedir. 50 kişilik bir kurumda yönetim tüm personele dokunabilmekte, gözlemleyebilmekte ve hatta denetleyebilmektedir; ancak rakam arttıkça ve 500 – 1000 üzerine çıktıkça, yönetim bizzat el yordamı ile hedef verme, yönlendirme, işi kalitesinde gerçekleştirilmesini sağlama ve denetleme görevlerini artık icra edememeye başlamaktadır. Finansal açıdan ise ortakların bir arsasını satıp karşılayabileceğiniz 10 milyon TL borç ile özkaynaklar ile karşılamanın mümkün olmadığı 500 milyon TL borç arasında risk yönetimi mantalitesinin ve sistematiğinin siyah – beyaz kadar farklı ele alınması şarttır. Ölçeğin getirdiği birçok sistem ihtiyacı veya sistemsizliğin getireceği bir yığın risk ve problemden bahsedebiliriz. 25. yıl panelimizin sonuç bildirgemizde de bu konuya yönelik birçok değerlendirme bulabilirsiniz. Bir üst bölümde bahsettiğimiz gibi kurumun ölçeği ile uyumlu bir organizasyon yapısı ve doğru görev dağılımı profesyonellerin ve dolayısıyla kurumun etkinliği ve sürdürülebilirliği için önemlidir. Bu organizasyonun üst yönetimin hedefleri doğrultusunda çalışmasını sağlayacak stratejik planlama ve performans sistemi, kurum içi adaleti ve kazan – kazan mantığını tahsis edecek, nitelikli insan kaynağını istihdam etmeye imkan tanıyacak ücret ve yan haklar sistemi, süreçlerin belirtilen kalite standardında gerçekleşmesini sağlayacak kalite sistemi, kurumsal standartların uygulanmasını takip ve kontrol edecek iç denetim sistemi, finansal disiplini ve kontrol sağlayacak bütçe sistemi büyük kurumların başarılı olmasına ve geleceğe güvenle bakması için özenle ve kaliteli bir şekilde ihdas edilmelidir.

Büyüme hedefi olan, büyümekte olan ve büyük ölçeğe ulaşmış kurumlarımıza en önemli tavsiyemiz, yukarıda özet bir şekilde bahsetmiş olduğumuz insan ve sistem gelişimini ajandalarında sürekli olarak bulundurmaları, bu alanlara düzenli olarak yatırım yapmaları ve kurumun ölçeği ile bu alanlardaki ölçeğin doğru orantılı olarak ilerleyip ilerlemediğini ölçülebilir veri ve raporlar ile takip etmeleridir.

Ahmet Nedim  Erdemir

Genel Müdür & Kurumsal Gelişim Proje Danışmanı

DD’nin 24. Bülteni, makalesidir.

*tüm hakları DD’ye aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz, referans göstermeden alıntı yapılamaz, maddi/manevi tazmin hakkı saklıdır.