Gerçek Anlamda Takımlara Sahip Olmak ve Takım Çalışması Yapmak

Takım ve takım çalışması son dönemlerde gerek yönetim literatüründe gerekse iş dünyasında dilden düşmeyen kavramların başında geliyor. Özellikle son 10 yıldan bu yana pek çok işletmenin misyon ifadelerinde bu kavramlar sıklıkla yer almakta ve daha da ötesi konu ile ilgili indoor ya da outdoor eğitimler adeta patlama yapmış durumda bulunmaktadır.  Kısacası günümüz işletmeleri takım çalışmasına ve etkin takımlara sahip olmaya son derece önem verdiklerini açıkça ortaya koymaktadırlar.

Bununla birlikte pek çok işletmenin etkin takım ve takım çalışması gerçekleştirmeye yönelik girişimlerinin büyük bir bölümünün amacına ulaşmadığı da bir gerçek. Başka bir deyişle pek çok işletmenin takım ve takım çalışması eğitimlerine yaptıkları yatırımların getirisi ne yazık ki maliyetinin çok altında kalabilmektedir. Diğer taraftan bu tür deneyimleri yaşayan firmalar takım ve takım çalışması eğitimleri konusunda büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilmekte ve faturayı eğitmene, eğitim kuruluşuna çıkarabilmektedir. Daha kötüsü ise firmaların, “takım” ve “takım çalışması” kavramlarının kağıt üstündeki çekiciliğine karşın aslında içi boş kavramlar olduğunu düşünmeleridir.

Oysa işin gerçeği, kesinlikle çok farklıdır. “Takım” ve “takım çalışması” kavramları içleri dopdolu kavramlar olup Japon mucizesinin de gerçek sırrıdır. Ancak buradaki temel problem, işletmelerin büyük bir çoğunluğunun takımlara sahip olmayı ve takım çalışması gerçekleştirmeyi sadece eğitim ile sağlayabileceklerini düşünmeleri; takım olmayı kesinlikle engelleyen sistemlerle çalıştıklarının farkında olmamaları ve bu sistemleri değiştirmeyi düşünmemeleri ya da göze almamalarında yatmaktadır. Eğitimler, kuşkusuz arzulanan bir çalışma yönteminin ya da işletme anlayışının çalışanlarca benimsenmesinde çok önemli bir örgütsel yatırım. Bunun böyle olduğunun en önemli kanıtı da eğitim ve yönetim danışmanlığı alanında faaliyet gösteren firmaların sayısının katlanarak artmasıdır. Bununla birlikte gerekli sistemlere, organizasyon alt yapısına ve tepe yönetimin gerçek anlamda taahhüdüne sahip olmadan; sadece eğitimler yoluyla arzulanan bir çalışma yönteminin ya da yönetim anlayışının bir işletmede başarıyla uygulanması da ne yazık ki mümkün olmamaktadır. Kısacası siz, çalışanlara takım olmanın yararına inandığınızı ne kadar söylerseniz söyleyin, hatta işbirliğinin, desteğin, paylaşmanın takımlar için ne denli önemli olduğunu, etkin bir takım iletişiminin ve bilgi paylaşımının sorunları çözmede ne kadar işe yaradığını cazip ve keyifli aktivitelerle gösterirseniz gösterin sonuç değişmeyecektir. İş başına dönüldüğünde, takım olarak performansı ölçmediğiniz ve çalışanların bireysel hedeflerine ulaşmalarını temel performans kriteri olarak değerlendirdiğiniz müddetçe, “takım ve takım çalışması eğitimleri” hoş ve keyifli anların yaşandığı, değerli bilgilerin edinildiği ancak iş realitesine pek de uymayan bilgi ve becerilerin kazanıldığı bir süreç olarak düşünülmenin ötesine geçmeyecektir.

Bu noktada, gerçek anlamda takım çalışmasına ve etkin takımlara sahip olmayı düşünenlerin ne yapması gerektiği sorusu önem kazanacaktır. Cevabı ise basittir. Sadece eğitimle yetinmemek ve gerekeni yapmak. Çünkü bir şeyi istemekle benimsemek farklı şeylerdir ve benimseyenlerin isteyenlerden farkı, gerekenleri yapmalarıdır. Gerekenin ne olduğu sorusunun cevabı da çok açıktır. Takım Performans Yönetim sistemlerinin oluşturulması. Yani işletmelerde takım olması istenen her birim ya da takım çalışması gerektiren her süreç için açık ve ölçülebilir performans kriterlerinin belirlendiği, “Takım Performansının Ölçümü” sistemi; takım üyelerinin sosyal kaytarmalarını önlemek ve işbirliğini desteklemek için “Takıma Katkıların Değerlendirildiği Bir Bireysel Performans Değerlendirme Sistemi” ve takımın, performans hedeflerine ulaşması ve aşması durumunda elde edilen artı değerin takımla paylaşılacağı “Takım Temeline Dayanan Ödüllendirme Sisteminin” oluşturulması ve işletme hedeflerine ulaşılmadığı müddetçe hiç bir takımın, performansının ödüllendirilmemesi.

Sonuç olarak, takım çalışmasına ve etkin takımlar oluşturmaya yönelik eğitimlerin gerçek anlamda verimli olabilmesi isteniyorsa, eğitim içeriğini destekleyecek ve uygulamayı mümkün kılacak yönetsel düzenleme ve sistemlerin oluşturulması bir zorunluluktur. Söz konusu düzenleme ve sistemleri oluşturmadan, salt eğitim aracılığı ile etkin takımlar oluşturmayı ve takım çalışması gerçekleştirmeyi düşünen işletme yöneticilerinin bu eğitimlerden mucize beklememeleri gerekeceği açıktır.

Prof. Dr. Tanıl KILINÇ